%0
Türkiyede Muhafazakarlık - Akkır, Ramazan

Türkiye'de Muhafazakarlık

Ramazan Akkır

Yayınevi: Kutup Yıldızı

Yayın tarihi: 05/2015

ISBN: 9786055291525

Türkçe | 192 Sayfa | 13,5 x 21,5 cm

Tür: Politika - Türkiye

  • 30,00 TL

Muhafazakârlık, devrimci bir değişime karşılık tedrici, itidalli
ve kendiliğinden olan değişimi savunur; toplum mühendisliğini
reddeder. Bireyin aksine topluma ve “toplumsal bilgeliğe” vurgu
yapan muhafazakârlık, dine önem verir. Din, toplum dayanışmasının ve bütünleşmesinin aracıdır. Türk siyasal ve toplumsal hayatında din, dayanışmayı veya tesanütü sağlayan en etkili kurumların başında gelir. Modern Türkiye’nin kuruluş felsefesinin temel ilkesi olan laiklik, özellikle kuruluş döneminde dine karşı bir işlev görmüştür. Kuruluş dönemi zihniyetine göre, modern Türkiye’nin önündeki en büyük engel dindarlardır. Bu yüzden dindarlar kendilerinden korkulmaları gereken mürtecilerdir. İşte bunun için muhafazakârlık ve muhafazakârlar yeni kurulan rejimin “öteki”leri olmuştur. Bu tavır, varlığını 1940’lara kadar katı bir şekilde sürmüştür. 1940’lı yıllarda laiklik anlayışında yaşanan “stratejik yumuşama”, hem dindarlara ve dine bakışın değişmesine hem de muhafazakâr muhalefetin gün yüzüne çıkmasına kaynaklık etmiştir.

Türkiye’de muhafazakâr argümanları savunan partiler, değişimin bayraktarlığını yapmıştır. Kendisini “milliyetçi-muhafazakâr”
olarak tanımlayan Özal, Türkiye’nin değişim ve dönüşümünü
yaşayarak zamanın ruhunu yakalaması için en yoğun çaba sarf eden liderlerden biridir. Peki, biz Turgut Özal’ı ne kadar tanıyoruz?

Erdoğan ve AK Parti’nin ortaya koymuş olduğu performansa, Türk siyaseti pek de alışık değildi. Bu aktif politikayla Türkiye, tarihin içindeki konumuna yeniden dönüş yaptı. Ekonomiden sağlığa, siyasetten eğitime kadar farklı alanlarda değişim ve dönüşümün şefliğini yapan, şüphesiz, AK Parti ve onun lideri Erdoğan’dı.

Erdoğan vurgusunu önemsiyorum; çünkü Türk siyasetini dönüştüren temelde fikirler değil, aktörlerdir. Atatürk’ün, Adnan Menderes’in ve Turgut Özal’ın Türk siyasetine ve toplumuna katkısını hatırlayınız.

Kısacası, Recep Tayyip Erdoğan’ı ve AK Parti’yi doğru anlamak
lazım. Siyaseti ve Türkiye’yi anlamak AK Parti’yi anlamakla doğru orantılı. Yusuf Kaplan’ın ifadesiyle, “Bir politik lider, diye bakıyoruz, bu yanlış. Herhangi politik lider bu işleri yapamaz. Politikanın ilerisine taşan bir temsil kabiliyeti var. Bir şahs-ı manevîsi var. Sembolik şahsiyet derken kastettiğim şey bu. Bunu İslâm dünyası algıladı, biz algılayamadık henüz. Yemen’de, Sana’da çarşıda dolaşıyorsun, Türkiye’den geldiğimizi anlayan 80’lik adam ‘İstanbul düştü, İslâm âlemi düştü. İslâm âleminin yeniden ayağa kalkması, İstanbul’un yeniden ayağa kalkmasına bağlı’ diyor ve çekip gidiyor.” Erdoğan, Erdoğan’ın üstünde başka ve daha derin bir geçekliğe dönüşmüş durumda.

İlgili Ürünler

Bu Türde Çok Satanlar

Kredi Kartına Taksit İmkanı
  • 3 Taksit

  • 3 Taksit

  • 3 Taksit

©1996-2019 Pandora Yayın ve Kitap Hizmetleri A.Ş.

Mersis No: 0721-0430-4310-0015

Tasarım : Logo Site Tasarımı