İbrahim Edhem (r.a.) Hayatı ve Öyküsü - Abidini, Ebu Talip Mir

İbrahim Edhem (r.a.) Hayatı ve Öyküsü

Ebu Talip Mir Abidini

Yayınevi: Irmak Yayınları

Yayın tarihi: 07/2008

ISBN: 9789757747734

Derleyen : Ahmet Çelik

Türkçe | 272 Sayfa | 13,5 x 21 cm

Tür: Din / İslamiyet

Ferîdüddîn Attâr-i Nisaburî'nin deyimiyle, Ebu Ishâk Ibrahim Edhem b. Mansûr b. Yezîd b. Câbir-i Iclî, din ve dünya sultani, yakîn Kaf'inin simurgu, uzlet âleminin hazinesi, devlet sirlarinin definesi, yedi iklimin padisahi, lütuf ve kerem ile yetisen, ilimlerin anahtari ve mütevekkillerin önderidir. Belh topraginda yetisen bu büyük ârif ve zâhit, Bizanslilara karsi girisilen bir savasta Sam'da sehit düsmüs ve ebedilik elde etmis, hem yasamis, hem de yasam bahsetmistir. Lübnan halki kendi siir ve mersiyelerinde hâlâ Ibrahim Edhem (r.a.)'in adindan söz ederler. Cava ve Sumatra'da aydin gönüllü Müslüman halk Ibrahim Edhem (r.a.)'in düsünce, söz ve ögütleri ile âdeta yeniden dirilirler.
Ibrahim Edhem (r.a.), yaklasik olarak H. 80 yilinda, göçebe Araplardan Benî Temîm adi ile anilan Müslüman bir ailede dünyaya geldi. Çocukluk dönemini mutluluk ve huzur içinde geçirdi. Anne ve babasinin deyimiyle, güç ve kudretin merkezi ile yakinligi bulunan bir insandi. Arî kültür ve uygarligin sehri Belh'te yasamak onu bambaska bir ufka tasidi.
Ailesi ile birlikte, Budistler ve Zerdüstlere özgü bir kültürün kusattigi Horasan'da yasayan Ibrahim Edhem (r.a.), huzursuzdu, durdugu yerde duramiyordu. Peki, bu huzursuzlugun sebebi neydi? O dönemde bölgede hüküm süren Benî Ümeyye'nin adaletsizligi, yoksul halkin zulüm ve iskenceye karsi koyma ve direnme çabasi, Ebu Müslim'in basini çektigi ayaklanmanin külü altindaki ates, toplumun çesitli katmanlari arasinda göze çarpan kavga ve anlasmazliklar; bunlarin hepsi el ele verdi ve sonunda Ibrahim Edhem (r.a.), çiktigi bir avda bir ceylani avlamak üzereyken Hak tarafindan avlandi. Bu olay üzerine, din ve iman gibi olgularinin farkina vardi. Artik yollara düsme zamani gelmisti. O da öyle yapti; yollara düstü, dagdan daga, çölden çöle göçerek Sam'a; kendisine hiç sevmedigi ve sürekli kaçtigi söhreti getiren sehre ulasti.
Bütün ömrünü Islâm dininin korunmasi, bu dinin temsilcisi olan son peygamber Hz. Muhammed (s.a.v.) ile onun ailesinin basariya ulasmasi için harcayan, mektuplarinda da bu noktayi devamli olarak vurgulayan Ibrahim Edhem (r.a.), din düsmanlari ile savasa soyundu. Bir yandan Ebu Müslim'in basini çektigi ayaklanmanin Ali ailesini güçlendirmedigini biliyor ve halifelerin ülkesine gitmekten baska bir çare olmadigini düsünüyor, bir yandan da tasavvufî ve manevi gerçekliklerin tehlikede oldugunu hissediyordu. Bu yüzden önce "Mekke'ye gitti ve orada Sufyân-i Sevrî (öl. H. 161), Fudayl b. Iyâz (öl. H. 187) ve Ebû Yûsuf-i Gasûlî (öl. H. 140) ile tanisip arkadaslik yapti. Ebu Yûsuf-i Gasûlî ile arkadasligi ve yaptigi sohbetler Ibrahim Edhem (r.a.)'in din düsmanlarina karsi girisilen savaslara katilmasinda büyük bir etki yapti." 
Ibrahim Edhem (r.a.), rizkini helâl yollardan elde etmek için büyük bir çaba sarf ediyordu. Neden? Çünkü yasadigi çevrede haram yiyicilik çok yaygindi. Bu yüzden isi çok zordu. Ancak o, zoru basariyor, sürekli ve çok zor kosullar altinda çalisarak rizkini helâl yollardan kazanmayi beceriyordu. Bu konuda Kadi Masîsa'ya "Ibrahim'den geriye bir deri bir kemik kalmisti, ancak yine de güçlü ve mücadeleci bir ruhu vardi. Ibrahim helâl olanin disinda bir sey yememe konusunda çok israrliydi" dedirtecek kadar çok çalisiyor ve titiz davraniyordu. 
Ibrahim Edhem (r.a.)'i bos bir halde otururken görmek hemen hemen olanaksizdi. O, daima hareket ve yolculuk halindeydi. Yapayalniz bir halde söyle diyordu: "Itteheze Allah sahiben ve zerrun-nas caniben." Cumayi ve cemaati tavsiye ediyordu, ancak insanlar arasinda yapayalnizdi. Halkin sevgi ve dostlugunun dünya için oldugunu biliyor ve bunu kendi dostluk ve sevgisi için bir engel olarak kabul ediyordu. Ancak halka hizmet etmekten de geri kalmiyordu. Gönülleri incitmemek için insanlar ile gülüyor, insanlar ile yolculuk yapiyordu. Bir meclise davet edildiginde, oruçlu olsa bile, sirf insanlari kirmamak için oradaki yemekten yiyordu. Karanlik gecelerin derinliklerinde dokunakli bir ses ile inliyor ve dua ediyordu.
Seyr ü sülûk yolunda riyazet için her ise el atiyordu. Baca temizleyiciligi ve bahçivanlik gibi isleri çok seviyordu. Hadis, rivayet ve tefsir konusunda tam bir bilgiye sahipti. Hadis nakletmeye rivayet nakletmekten daha fazla ilgi duyuyordu.
Böylesine büyük bir insanin gerek çesitli efsaneler ile karismis yasami, gerekse düsünceleri, 1300 yil sonra da olsa, birçok insanin ilgisini çekmistir. Çünkü sehzadelikten dervislige uzanan bir yasamdir bu. Sürdügü yasam ve benimsedigi düsünceler nedeni ile Buda'ya benzetilmis ve Islâmda Budizme yer olmamasina karsin, Islâmin Buda'si olarak kabul edilmistir.
Iste biz bu çalismada, ünü dünyanin dört bir yanina yayilmis olan bu seçkin ârif ve sufinin yasamini, üzerinden yüzlerce yil geçmis olsa da, yangin yerine dönmüs gönüllerde bir yaprak yesertmek ümidi ile olanaklar elverdigi ölçüde gözler önüne sermeye çalistik.

Ebu Tâlib Mîr Âbidînî
(ÖNSÖZ)

İlgili Ürünler

Bu Türde Çok Satanlar

Kredi Kartına Taksit İmkanı
  • 3 Taksit

  • 3 Taksit

  • 3 Taksit

  • 6 Taksit

©1996-2018 Pandora Yayın ve Kitap Hizmetleri A.Ş.

Mersis No: 0721-0430-4310-0015

Tasarım : Logo Site Tasarımı