İlk Anarşist Manifesto - Bellegarrigue, Anselme

İlk Anarşist Manifesto

Anselme Bellegarrigue

Yayınevi: Altıkırkbeş

Yayın tarihi: 10/2014

ISBN: 9786055150938

Türkçe | 80 Sayfa | 13.5 x 19.5 cm

Tür: Siyaset Felsefesi

Anselmo Bellegarrigue'in bir yapıtı olan Anarşist Manifesto ( veya Dünya'nın ilk Anarşist Manifestosu), anarşizmin ilk manifestosu olarak tanınır. 1850'de, yani tarihte ilk kez kendini anarşist ilan eden Pierre-Joseph Proudhon'ın "What is Property?" taslağının yayımlanmasından 10 yıl sonra yazıldı. Paul Sharkey tarafından İngilizce çevirisi yapıldı ve 2002'de Kate Sharpley Library tarafından manifestoyu tarihsel bağlamda yorumlayan Anarchist Studies'in giriş yazısının da yer aldığı ve Sharif Gemie'nin düzenlediği 42 sayfalık bir kitapçık halinde tekrar yayımlandı. 

1848’in sonucu olarak anarşizme dönen devrimcilerin çoğu bunu geri dönüp bakarak yaptılar, ama bir adam, Proudhon’dan bağımsız olarak Devrimler Yılı’nda liberter tavrını savundu. “Anarşi düzendir, hükümet ise iç savaş.” Proudhon’un sloganları kadar kasti bir şekilde paradoksal olan bu slogan altında Anselme Bellgarigue anarşist tarih sahnesinde kısa bir süre için de olsa belirdi. Bellagarigue bir miktar eğitim görmüşe benziyor, ama 1848’in arifesinden önceki hayatı hakkında çok az şey biliniyor; 23 Şubatta Amerika’dan Paris’e geri döndü. Amerika’da Mississippi vapurunda Amerikan Başkanı Polk ile tanışmış ve Amerikan demokrasisinin nispeten daha bireyci olan yönlerine hayranlık duymaya başlamıştır. Kendisinin söylediğine göre Paris’e döndüğünün sabahı olan devrim, onu da Proudhon kadar az etkilemiştir. Hotel de Ville’in dışındaki genç bir Ulusal Muhafız, Bellagarrigue’e bu sefer işçilerin zaferinin ellerinden alınamayacağını söyler. “Çoktan zaferinizi elinizden aldılar,” diye cevaplar Bellgarrigue. “Hükümeti belirlemediniz mi?”

Bellagarrigue kısa bir süre sonra Paris’ten ayrılmış olmalı, zira aynı senenin sonraki dönemlerinde, Touluse’da günümüze kalan, Au Fait! Au Fait! Interprétation de l’Idée Démocratique isimli ilk risalelerinden birini yayımlar. Özdeyişi şudur: “Halka her daim fazlasıyla hükmedilir.” 1849’da Bellagarrigue bir Touluse gazetesi olan La Civilization’da Cumhuriyetçiler’e saldıran yazılar yazmaktadır, ama 1850’nin başlarında Paris’e yakın olan Mezy köyüne taşınır ve orada birkaç arkadaşıyla Özgür Düşünürler Derneği’ni kurarak liberten propaganda ve doğal yaşama adanmış bir toplum kurmaya çalışır. Zararsız olan aktiviteleri bir süre sonra polislerin dikkatini çeker; üyelerinden biri olan Jules Cledat tutuklanınca dernek dağılır.

Bellagarigue Paris’e döner. Aklında fikirlerini yazacağı aylık bir gazete çıkarmak vardır. L’Anarchie: Journal de l’Ordre’nin ilk sayısı 1850 Nisanı’nda çıkar; bu, isminde anarşist geçen ilk sürekli yayındır ve Bellagarrigue editör, menajer ve yazarlık görevlerini kendi başına üstlenir. Fon bulamadığı için L’Anarchie’nin yalnızca iki sayısı çıkar, ve sonraları Bellagarrigue’in bir de Almanach de l’Anarchie çıkarma planı olsa da böyle bir şey yayımlanmaz. Kısa bir süre sonra da bu ele avuca sığmayan liberten öncüsü Latin Amerika’nın derinliklerinde kaybolur. Honduras’ta öğretmenlik yaptığı, hatta –kısa bir süreliğine- El Salvador’da hükümet görevlisi olduğu söylenir. Ölüm –tıpkı doğumu gibi- yeri ve zamanı bilinmemektedir.

Bellagarrigue, anarşist spektrumun bireyci tarafında, Stirner’e yakın bir konumda duruyordu. Kendini 1848’in bütün politik devrimcilerinden, hatta Proudhon’dan bile ayrı tutuyordu. Proudhon’la çoğu fikri benzerdi ve ondan itiraf ettiğinden daha çok esinlenmiş olduğu belliydi. Proudhon’a saygı duymuyor, yalnızca “bazen eski rutinden kurtulup genelin çıkarı konusunda aydınlatıcı birkaç şey söylüyor,” diyordu.

Bellagarrigue zaman zaman solipsist egoizm terminolojisiyle konuşuyordu. “Her şeyi inkar ediyor, yalnızca kendimi olumluyorum… Ben varım, bu pozitif bir gerçeklik. Geri kalan her şey soyut ve Matematiksel X’in, bilinmezin bir parçası… Dünyada benimkinden üstün, çıkarımın bir parçasını bile uğruna feda edebileceğim bir çıkar olamaz.” Yine de çelişkili bir şekilde Bellagarrigue toplumu “bütün yıkım ve düzensizliğe direnen esasi bir varlık” olarak gerekli ve doğal bir şey olarak tanımlıyor, bu düşüncesiyle merkezi anarşist geleneğe bağlı olduğunu ortaya koyuyordu. Bellagarrigue’in komünde bulduğu yapay bir kısıtlama değil, “esas bir organizma” olarak gördüğü toplumun ifadesidir ve yöneticiler müdahale etmediği sürece, onu oluşturan bireylerin çıkarlarını gözeteceğine güvenilebilir. “Takdiri uyumun kurallarını” gözetmek herkesin çıkarınadır ve bu sebepten bütün hükümetler, ordular ve bürokrasiler zapt edilmelidir. Bu görev her daim egemen olmanın bir yolunu arayacak politik partiler ya da herhangi bir ordu operasyonu gibi lidere ihtiyaç duyan devrim tarafından yapılamaz. İnsanlar, aydınlandıktan sonra bunu kendileri yapmalıdırlar.

Hakkın gücü, eylemsizliğin kuvveti ve işbirliği yapmanın reddi ile kendi devrimini kendisi yapacak. İşbirliği yapmanın reddi ile cinayeti yasallaştırma feshedilecek, eşitlik ortaya çıkacaktır.

Sivil itaatsizlik kaynaklı bu devrim fikri, Bellagarrigue’in Amerika’da en azından Thoreau’nun fikirlerini okumuş olabileceğini gösterir, ve Bellagarrigue’in özgürlüğün garantörü olarak mülkiyet üzerinde durması Amerikan bireyci anarşizmini andırır, ki bu da Proudhon’la aynı fikirde oldukları başka bir konudur. Özgür bireyin gelişimi düşüncesi onu anarşizmdeki kolektivist ya da komünist trendlerden ayırır.

Çalışıyor ve dolayısıyla kafa yoruyor; kafa yoruyor ve dolayısıyla kazanıyor; ve dolayısıyla sahip oluyor; sahip oluyor ve bu yüzden özgürleşiyor. Sahip olma sayesinde devletle prensip bakımından muhalif bir duruma geliyor, zira devletin mantığında bireyin varlığı kesin bir şekilde ondan alınmaya çalışılır.

 

İlgili Ürünler

Bu Türde Çok Satanlar

Kredi Kartına Taksit İmkanı
  • 3 Taksit

  • 3 Taksit

  • 3 Taksit

  • 6 Taksit

©1996-2018 Pandora Yayın ve Kitap Hizmetleri A.Ş.

Mersis No: 0721-0430-4310-0015

Tasarım : Logo Site Tasarımı