Tarih Felsefesi : İnce Kapak - Hegel, George Wilhelm Friedrich

Tarih Felsefesi : İnce Kapak

George Wilhelm Friedrich Hegel

Yayınevi: İdea

Yayın tarihi: 07/2006

ISBN: 9789753970990

Çevirmen : Aziz Yardımlı

Türkçe | 224 Sayfa | 14 x 22 cm

Tür: Tarih Çalışmaları

Hegel’in Tarih Felsefesi onun ansiklopedik dizgesinin bir kıpısı, daha tam olarak, Nesnel Tin dizgesinin doruğu ve Saltık Tin alanına geçiş basamağıdır. Tarih Felsefesi SOYUT HAK, AHLAK ve ETİK kavramlarının gelişimi temelinde insanın ideal, ussal, gerçek etik yaşamının oluş sürecini sunar. Hegel’in Tarih Felsefesi tarihi ereksel olarak çözümler, ilerlemeyi kaçınılmaz görür, ve sürecin ussallığı karşısında “dünya [tarihinin] delice ya da aptalca bir olaylar yığını olduğu yanılsaması yiter.” Hiç kuşkusuz tarihsel gelişme, ilerleme, süreç gibi olgulardan söz etmenin kendisi ipso facto ereksellikten söz etmektir. Ve homo ­sapiensin salt doğal olmanın ötesinde tinsel de olan bir gizillik olarak türediğini düşünmek bile dolaysızca gelişmenin, bir gizilliğin edimselleşmesinin kabulünü imler, ki eşit ölçüde ereksellik demektir.
Tarihin ereği özgürlük bilincinin kavranması ve dolayısıyla istencin gerçek biçiminin olgusallaşmasıdır: Evrensel insan hakları, duyunç özgürlüğü ve eksiksiz politik özgürlük zemininde AİLE, TOPLUM ve DEVLET yapılarının ideal biçimlerine erişmeleri. Ereğin “özgürlük bilincinin” kazanılması olduğu düzeye dek, zor ve şiddetin tarihsel ereğin ilerlemesinde hiçbir rolü yoktur, çünkü zor yalnızca boyun eğdirir ve şiddet yalnızca yok eder. Bu usdışı etmenler insanın tinsel gelişiminde olumsuzlanan etik-dışı doğal geriliklerin anlatımları olmaktan öteye geçmezler.
Tarih görgül tarihçiliğin sunduğu hermeneutik masallardan bütünüyle başka birşeydir. Onda kültürlerin sürekliliği, sonsuza dek sürmeleri gibi dilekler birer boşinançtan daha öte değer taşımaz. Tersine, kültürel ortadan kalkışlar dünya tarihinin ilerleme koşullarıdır. Tutucu geleneklerin, bu boş değerlerin olumsuzlanması duyuncun ve istencin kendini ileri sürme yolu, özgürlük bilincinin gelişme kipidir. Dünya-Tini sonlu kültürlerin sonsuzluğuna izin vermez, insanlığın ilkellik, barbarlık, gerilik biçimlerini, tüm “kadim” ıvır zıvırı gelişmenin önündeki gereksizlikler olarak süpürüp atar.
(1) Tarih Doğu Dünyası ile başlar. Doğu yalnızca Birin, yalnızca despotun özgürlüğünü bilir. Bu despotik tinde insanlık tutucu bir kültürel yapıya yakalanır, özgürlük bilincinin yokluğunda birey ve kişi ortaya çıkmaz, duyunç büyümez, istençsiz, değişimsiz, gelişimsiz geleneksel yapılar ancak etik-dışı etik yapılanmalara izin verir. (2) İnsanlığa felsefeyi ve güzel sanatları kazandıran Helenik Tin henüz evrensel özgürlüğü, “tüm insanların özgür doğduğu” gerçeğini bilmez, yalnızca çok-kültürlülüğü besleyen bir mitolojik çoğulculuk zemininde kölelik kültürünü de sürdürür. Platonik “ideal devlet” bile ideal olmaktan uzak, Dünya-­Tininin tarihsel gelişimini geri bir evrede durdurma ve dondurma gibi geçersiz bir tasarı temsil eder. (3) Evrensel özgürlük bilinci ilkin dinde, ilkin tasarımsal olarak doğar, ve insanın tanrısal değerini bildiren Hıristiyanlığın ilkesi olarak gerçek anlamı ve önemi Reformasyonda yeniden yakalanır. Modern dünya özgürlük bilincinin edimsel gelişim süreci, insanlığın özsel doğasını varoluşa çevirme eylemidir. Evrensel insan hakları, duyunç özgürlüğü ve politik özgürlük modern tinin küresel karakterini tanımlayan belirlenimlerdir ve modernleşme süreci AİLE, TOPLUM ve DEVLETin kavramlarına uygun realitelerine götürür. Bu gerçekleşme evrensel kavramın gerçekleşmesi olduğu için kültürel tikelcilikler silinme yoluna girer, AİLE, TOPLUM ve DEVLETin ideal biçimlerine doğru reeleşmeleri ile tarih türdeş bir etik yapının doğuşuna doğru ilerler. Küreselleşme Dünya-Tininin evrensel, türdeş etik şeklini gerçekleştirmesinin çağdaş anlatım yoludur.
— Aziz Yardımlı

2’nci baskı  arka kapak yazısı:
Hegel’in Tarih Felsefesi üzerine 1822-23 ile 1830-31 arasında verdiği derslerin ilk düzenlemesi felsefecinin ölümünden sonra 1837’de Eduard Gans tarafından ‘Tüm Yapıtlar’ın [Vollständige Ausgabe] parçası olarak yayımlandı. Bundan sonra eldeki tüm gereç 1847’de öğrencilerin ders notlarını Hegel’in kendi elyazmaları ile bütünleştiren Karl Hegel tarafından bir kez daha düzenlendi. Ve bunu Georg Lasson tarafından Hegel’in yapıtlarının ‘Eleştirel Yayım’ının [Kritische Ausgabe] bir bölümü olarak hazırlanan bir başka düzenleme izledi. Tüm bu çabalar doğal olarak eldeki felsefi içeriği yalnızca dışsal olarak toparladılar ve Hegel’in Tarih Felsefesi açıktır ki bu yapısı ile ona verilebilecek son biçimi kazanmış olmaktan uzaktır. Gene de bunun nedeni yalnızca çalışmayı yayıma hazırlayanın Hegel’in kendisi olmaması değildir. Hegel yaşamı boyunca içeriği sürekli olarak geliştirdi, yeniden düzenledi ve onu ideal kurgul biçime ulaştırmaya çalıştı. Ve yalnızca Tarih Felsefesi’nin değil, ama Mantık Bilimi de içinde olmak üzere bütün bir Ansiklopedik Dizgenin bir oluş sürecinde olması Felsefe Tarihinin işinin henüz bitmediğini, Logosun insan bilincinde açınmasının henüz tamamlanmış olmadığını gösterir. — Bu çeviri Karl Hegel’in düzenlemesinden yapıldı. Hegel’in Tarih Felsefesi Ansiklopedik dizgesinin bir bileşenidir, ve daha tam olarak Tüze Felsefesi’nden (ya da “Nesnel Tin” alanından) “Saltık Tin” alanına geçiş momentini oluşturur. Tüm öncülü ile birlikte Tinin sonluluk bölgesine aittir, ve tüm içeriği ile henüz değerler alanının, saltık Tin alanının gerisindedir. Özsel olarak nesnel Tinin Kavramlarının gelişimini, realitelerinin idealitelerine eşitlenmesi sürecini izler.
Hegel’in Tarih Felsefesi Ansiklopedik dizgesinin bir bileşenidir, ve daha tam olarak Tüze Felsefesi’nden (ya da “Nesnel Tin” alanından) “Saltık Tin” alanına geçiş momentini oluşturur. Tüm öncülü ile birlikte Tinin sonluluk bölgesine aittir, ve tüm içeriği ile henüz değerler alanının, saltık Tin alanının gerisindedir. Özsel olarak nesnel Tinin Kavramlarının gelişimini, realitelerinin idealitelerine eşitlenmesi sürecini izler.
Bu çözümlemenin herhangi bir öznel bakış açısına ya da dışsal amaca güdümlü olduğunu düşünmek felsefesinin dizgesel doğasını yadsımak, aslında onu göreli bir bakış açısına indirgemek olacaktır ki, en hafif bir deyişle, felsefe görünüşüne bürünen sıradan Anlağın işi her zaman budur. Eğer Hegel’in kimi tikel noktalarda yöntemli çıkarsama ile çeliştiği düşünülürse — ki pekala olanaklıdır —, bu önesürümün kendi nesnelliğini aklaması, öznel bir görüş olmaya son vermesi, görelilikten kaçınması gerekecektir ki, tam bu yolla yadsıdığını ileri sürdüğü şeyin kendisini yapmaya çabaladığını görecektir. Hegel felsefi çözümlemelerini bir Avrupalının, bir Hıristiyanın, bir Almanın göreli tarihsel bakış açısından üretmedi. Olanaklı en vurgulu anlamda, giderek en tutkulu anlamda, bakış açısının evrensel Usun/Logosun bakış açısı olduğunda, bir Alman ya da Batılı olarak yazmadığında, böyle kültürel sonlulukların üstünde ve ötesinde olduğunda diretti, ve bunu Tinin Görüngübilimi’nden başlayarak yaptı.
—  Aziz Yardımlı

İlgili Ürünler

Bu Türde Çok Satanlar

Kredi Kartına Taksit İmkanı
  • 3 Taksit

  • 3 Taksit

  • 3 Taksit

  • 3 Taksit

©1996-2018 Pandora Yayın ve Kitap Hizmetleri A.Ş.

Mersis No: 0721-0430-4310-0015

Tasarım : Logo Site Tasarımı