Türkiye Ekonomisi 1838 2010 : Mali Bağımlılık Büyüme Krizler ve Siyasi Sonuçları - Kurtoğlu, Ramazan

Türkiye Ekonomisi 1838 2010 : Mali Bağımlılık Büyüme Krizler ve Siyasi Sonuçları

Ramazan Kurtoğlu

Yayınevi: Orion-Türkçe

Yayın tarihi: 05/2015

ISBN: 9786055145446

Türkçe | 855 Sayfa | 16 x 24 cm

Tür: Türkiye İktisat Tarihi

 Türkiye Ekonomisi Ramazan Kurtoğlu (1838-2010) Orion Yayınları

Ekonomik kalkınma faaliyeti hem evrensel hem de milli bir mahiyet taşır. İçte ve dışta önemli politik ve sosyal etkilere sahiptir. Öyle ki, milletler hatta politik-ekonomik sistemler arasında bir yarışma konusunu teşkil eder. Bu sebeplerden dolayı kalkınma, büyüme, işsizlik, borç stoku, ticari açık/fazla, cari açık/fazla, sanayileşme devamlı ve yoğun biçimde incelenip, analiz edilip değerlendirilmeyi zaruri kılmaktadır.Sağlıklı işleyen bir ekonomide büyüme, üretim, istihdam ve refah arasında sıkı bir ilişki vardır. Üretimsiz ve istihdamı artırıcı olmayan bir büyüme deniz kenarlarındaki kum yığınlarının üstüne temelsiz bir bina yapmaya benzer. Hele bu durum bir de devasa bir borçlanma ile gerçekleştiriliyor ise.Akademisyenler ve uzmanlar ekonomi üzerine inceleme, araştırmalarıyla ve değerlendirmelerle her ülkenin, bir taraftan gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelere nazaran konumu, diğer taraftan kendi hayatiyeti boyunca aldığı, katettiği mesafenin ne olduğunu tayin etmek isterler.Kalkınmanın ve onu sağlayan tasarruf, yatırım, sanayileşme, vergileme, şehirleşme, krediler, iç ve dış borç, büyüme ve istihdam gibi faaliyet alanlarıyla onların alt kollarının bu suretle hem milletlerarası hem kendi milli tarihi içinde mukayese edilmesi gelecek planlamasında yol göstericidir. Ekonomi politikalarının sürdürülmesinde, değiştirilmesinde ve uygulanmasında önemli bir değer taşır.Türkiye’nin ekonomik kalkınma faaliyeti son 200 yıllık bir maceradır. Osmanlı Türkiye’si 1838’den itibaren serbest ticaret, dış borç ve yabancı sermaye ile kalkınmayı denemiş ancak başarılı olamamıştır. Üstelik ülke 1911-1922 yılları arasında devamlı harp halinde kalmıştır. Daha önce de iç kargaşalıklar, gayrimüslim azınlıklar, sebebiyle sürdürülebilir bir ekonomik büyümeyi yakalayamamıştır.Türkiye’nin 200 yıldır, cumhuriyetin 1923’ten beri, kalkınma sürecinin 87. yılında ülkemiz hangi aşamada ve seviyededir? Bir başka ifade ile sanayileşme ve kalkınmanın neresindeyiz? Yahut kalkınma yolunda aldığımız mesafe nedir? Bu akademik çalışma, bu soruya tarihi süreç içinde cevap aramak, hiç değilse Türkiye’nin kalkınma, büyüme ve istihdam sağlama gayretleri ve onun aşamalı dereceleri hakkında hükme varmak isteyenlere, akademisyenlere, siyaset yapıcılara gerekli malzemeyi vermek gayesiyle oldukça detaylı tutulmuş, mukayeseli analizlere yer verilmiştir.Çalışma, Türkiye’nin ağır bir ekonomik, reel sektör ve işsizlik bunalımından geçmekte olduğu bir sırada yapılmıştır. Bu bunalımın ve daha önce de geçirilmiş olan krizlerin sebepleri, çalışmanın muhtelif bölümlerinde 1838-2009 yıllarını kapsayacak bir 171 yıllık dönem içinde üç ana bölüm halinde ele alınmıştır. Dördüncü bölümde ise 1838-2009 dönemi politik iktisat bağlamında, ithal ikamesi (1923-1979) ile neoliberal dönem (1980-2009) büyüme-işsizlik-borç stoku bakımından mukayese edilmiştir. Yine dördüncü bölümde 1838-1914 dönemi ile 1980-2009 dönemi sebep-sonuç ilişkisi bağlamında karşılaştırılmıştır.Türkiye’nin Batı ile ekonomik durumu değerlendirilirken Türklerin dördüncü yüzyıldan itibaren Batı ile ilişkileri ve Müslümanlık faktörü mutlaka göz önüne alınarak yapılmalıdır. Aksi halde tam gerçeğe ulaşamayız. Milli ve milletlerarası pek çok tecrübeler, ülkemiz üzerinde Batı’nın din-siyaset felsefesi-finansman/ekonomi üçlüsüne dayanan hesaplarını maalesef sürdürdüğünü göstermektedir.1978 Washington Mutabakatı’ndan sonra Türkiye gibi gelişmekte olan ülkeler ekonomik istikrarın sağlanması için IMF, uyum ve dönüşüm için WB hazır reçetelerini kullanmaya mecbur edildiler. 24 Ocak 1980 Kararları’ndan sonra Türkiye, neoliberal dönüşüm ve uyum sürecinde, siyasal iktidarların uyguladığı IMF/WB icazetli programlarla sık sık ekonomik-mali krize girmiştir. Bu süreçte doğrudan istihdam gayesi olmayan IMF destekli istikrar politikalarının uygulandığı herkesin malumu.IMF patentli istikrar programları sıkı para ve maliye politikası; sermaye piyasasının tamamen serbestleştirilmesi ve özelleştirme olarak üç ana politikaya dayanır. Büyüme ve istihdam önceliği yoktur. Dış borçlanma sürecini hızlandırarak ülkenin DNA ya da genetik kodlarını değiştirmeyi hedef alır. Ancak bu girişimlerin Türkiye dâhil hiçbir gelişmekte olan ülkede sağlıklı bir kalkınma, büyüme ve istihdam sağlamadığı da 30 yıllık bir deneme-yanılmanın sonunda ortadadır.Türkiye 30 yıllık bir IMF/WB destekli istikrar-dönüşüm-uyum neoliberal ekonomi politikası uygulamasının sonucunda kalkınma ve sanayileşmesini tamamlayamamış, yeterince ileriye götürememiştir. Büyüme hızı düşmüş, yüksek oranlı işsizlik müzminleşmiştir. Üstelik bu sürecin başında yaklaşık 14 milyar dolar olan ülkenin iç ve dış borç stoku 30 yılın sonunda 521 milyar dolar gibi devasa bir meblağa ulaşmıştır. Bu süreçte tarım çökmüş, gelir bölüşümü bozulmuş, Türkiye’de sayısı beş bin kişi dolayında olan ultra bir rantiyeci kesim oluşmuştur. Açıkçası Türk ekonomisi “Flemenk hastalığı”na yakalanmıştır. Yani nüfusun % 1’i sistemden nemalanırken, % 99’u giderek daha fazla yoksullaşmıştır.

İlgili Ürünler

Bu Türde Çok Satanlar

Kredi Kartına Taksit İmkanı
  • 3 Taksit

  • 3 Taksit

  • 3 Taksit

  • 6 Taksit

©1996-2018 Pandora Yayın ve Kitap Hizmetleri A.Ş.

Mersis No: 0721-0430-4310-0015

Tasarım : Logo Site Tasarımı